SİZ BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUNUZ?

SİZ BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUNUZ?

Bu köşe yazısını hayatında kalemini hiç satmayan, kiralamayan, hayatı boyunca ‘siz benim kim olduğumu biliyor musunuz?’  demeyen ve bedel ödeyen bir gazeteci olarak yazıyorum.

   Basından sansürün kaldırılışının 113. Yılı bu sene.

   Size bile ne kadar komik geliyor öyle değil mi?

   Hepinizin basından sansür kaldırıldı mı? dediğinizi duyar gibiyim.

   Evet 113 yıl önce kaldırılmış ve bunun adına da ‘BASIN BAYRAMI’ diyorlar.

   33 yıldan bu yana sadece gazetecilik yapan birisi olarak öncelikle şunu belirtmek isterim ki ödediğim o kadar bedele rağmen bir daha dünyaya gelsem yine gazeteci olurdum ve yine aynı çizgide olurdum.

   Mesleğimi seviyorum ve mesleğimin gerektirdiği her şeyi yapıyorum.

   Ancak üzülerek görüyorum ki özellikle AKP iktidarında gazetecilik artık çekilmez bir hal aldı.

   Düşünün iktidar partisinin ilçe başkanını bile eleştiremiyorsunuz.

   Eleştirdiğiniz anda başınıza gelmeyen kalmıyor.

   İlk önce ekonomik olarak çökertmeye çalışılıyorsunuz. Ellerindeki iktidar gücünü hemen sizi bitirmek için kullanıyorlar. Sizin özgürlüğünüzü bile gözlerini bile kırpmadan elinizden almaya çalışıyorlar.

   Ve bunu sırf eleştirdiğiniz için yapıyorlar.

   Bir düşünün.

   Sırf eleştirdiğiniz için sabahın 6’sında evinizi polisler basıyor.

   Hiç alakası yokken terör örgütü üyeliğinden yargılanıyorsunuz.

   Başınıza gelmeyen kalmıyor.

   Ekonomik olarak, psikolojik olarak yaşamadığınız sıkıntı kalmıyor.

   Kendinize sahip çıkacak birisini arıyorsunuz bulamıyorsunuz.

   Eleştirdiğiniz için tek başınıza kaderinize terk ediliyorsunuz.

   Ve siz bunca yaşadığınız sıkıntıya rağmen gazetecilik yapmaya devam ediyorsunuz. Eleştirmeye devam ediyorsunuz.

   Yaptığınız eleştiriler de yaşadığınız ilçenin daha güzel bir ilçe olması için. Devlet yatırımlarından daha fazla pay alabilmesi için.

   Hakaret yok, küfür yok, aşağılama yok. Sadece seviyeli bir şekilde eleştiri hakkınızı kullanıyorsunuz.

   Bir Allah’ın kulu da çıkıp ya adam doğruları yazıyor demiyor diyemiyor.

   Neden? İktidardan korkuyor.

   Birileri eleştirmiyor, pohpohluyor, yalakalık üstüne yalakalık yapıyor. Bunları yaparken malı götürüyor. Üç kuruşluk menfaat için maymun gibi takla atıyor. Şaklabanlık yapıyor. Hatta adam gibi eleştirenlere iftira atıyor, ahlaksızca tehdit ediyor. İlk kullandığı kelime siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? oluyor ve hiçbir bedel ödemiyor.

   Ona da gazeteci diyor bu toplum size de gazeteci diyor.

   Gazetecilik yaşamımda yaklaşık 10 iktidarla çalıştım hiç bu kadar kötü bir dönem yaşamamıştım. Üstelik o zaman da eleştirel bir insandım.

   Hiçbir dönem iktidar partisi ilçe başkanları bu kadar hazımsız olmamıştı.

   Bu nedenle hiç kimse kusura bakmasın basından ne sansür kaldırıldı. Ne de basın mensupları özgür.

   Yüzde 5’i belki istediklerini yazabiliyordur. O da istediğinin belki de yüzde 10’unu anca yazabiliyordur.

   Zordur adam gibi gazetecilik yapmak.

   Hiç korkmadan eleştirmek zordur. Sonunu düşünmeden rahatça eleştiri yapmak için mangal gibi yürek ister.

   Evine ekmek götürememe korkusu varken iktidar partisini eleştirmek cesaret ister.

   Bakın iktidar partisi mensubu olan belediyelerin kendi yandaş gazetecilere verdikleri paraları bir duysanız dudaklarınız uçuklar.

   En basitini Yenişehir’den düşünün. 5 yıl içinde Belediye’den yüzbinlerce para koparan kişiyi ve konumunu herkes biliyor.

   Kısacası diyeceğim o ki. Basın bayramı, gazeteciler günü, basından sansürün kaldırılışının bilmem kaçıncı yıl dönümü, çalışan gazeteciler günü hepsi fasa fiso.

   Gazeteler ve gazetecileri hep bir yerlere bağımlı hale getirdiler.

   Gazete ve gazetecileri tekelleştirdiler.

   Eleştirenlere vatan haini, eleştirmeyenlere bizim çocuk dediler.

   İşte son zamanlarda ortaya çıkan rezillikleri hepimiz görüyoruz.

   Gazetecilik adı altında yapılan iş takipleri, rezillikler, alınan dolarlarla lüks içinde yaşayanlar, çakarlı arabalar, korumalar.

   Tüm bu gerçekler ortada iken benim gibi onuru ile bu işi yapan bir avuç gazeteci de bedel üstüne bedel ödemeye devam ediyor.

   Haksız bir delikli kuruş alan kim varsa hırsızdır. Ve bu toplumun hırsıza bakışı bellidir. Her ne kadar gazetecilik kisvesi altında ahkam kesseniz de. Siz benim kim olduğumu biliyor musunuz diye hönkürseniz de masum ve tertemiz insanlara iftira atmaya devam etseniz de. Bir gün bu saltanatın biteceğini sizler bizden daha iyi biliyorsunuz.

   Ama biz de biliyoruz ki siz omurgası olmayan zavallılarsınız Yarın iktidar değiştiğin de kim gelirse gelsin bizden önce yine siz gidip yeni patronlarınıza yalakalık şaklabanlık yapmaya koşa koşa gidersiniz.

   Ne diyelim sizin de gazeteciler gününüz kutlu olsun.  

  

Bu haber 946 defa okunmuştur


YORUMLAR (0 yorum)

ÜYE OLMADAN DA YORUM YAPABİLİRSİNİZ