TÜM KÖŞE YAZILARI  Av. Çağdaş EKER

BU EKONOMİK GİDİŞ NEREYE?

BU EKONOMİK GİDİŞ NEREYE?

Uzun süreden sonra bugün markete gidip alışveriş yaptım.
   Aldıklarım;
   3 litre çiğ süt
   10 adet yumurta
   4 ekmek
   Ne tuttu diye sorduğumda kasiyer, 51 lira dedi. Bir an kalakaldım. En büyük kalem olarak gördüğüm sütü sordum, ne kadar diye... 27 lira dedi. 3 litre çiğ süt, 27 lira... Yani litresi 9 lira...
   Bu pahalılık hayra alamet değil...
   Rafta Litresi 9 lira olan süt, üreticiden kaç liraya çıkıyor acaba?
   Üreticiye sorsak mutsuz, zarar ediyor. Tüketiciye sorsak mutsuz, pahalı alıyor. Satıcıya sorsak, başta kira, nakliye ve operasyon mâliyeti olmak üzere mâliyetler yüksek, fiyata yansıtmak zorunda...
   En başa dönersek yani üreticiye, hem sattığı fiyattan hem girdi mâliyetlerinin yüksekliğinden mutsuz. Yemi pahalı alıyor, samanı, sılajı, yoncayı pahalı alıyor. Bâzı zaman parasıyla bile bulamıyor bunları...
   Üretimden önceki aşamadan tüketilen aşamaya kadar dönen ekonomik bir çember bu... Ancak herkes aldığının pahalı, sattığının ucuz olduğunu görüyor ve rahatsız oluyor ise burada iyiye gitmeyen bir  şeyler var demektir.
   Litresi 9 lira diye, evine çocuğuna süt alamayacak kaç insan var bu ülkede... Tarımsal üretimi ile mâruf Türkiye’de, insanların evlerine süt alamayacağı şekilde ortaya çıkan bu tablo çarpıcı bir tablo değil mi?
   Bu fiyat pahalılığı ve artışı ne yazık ki son birkaç yıl içerisinde ortaya çıktı. Bir dönem tanzim satış mağazaları ile de fiyat pahalılığı kontrol altına alınmaya çalışıldı.
   Ancak bu da bir çözüm değil. Fiyatı düşürmek, tüketiciyi rahatlatır, ancak başta üretici ve satıcı kaldıramayacağı bir yük altında ezilir bu sefer de... Ekonominin dinamikleri hassastır. “Ben yaptım, oldu” diyerek ortaya çıkacak sonuç ilkinden daha büyük bir krizdir.
   Ekonomi bir bütündür. Çarkın dişlilerinden birini rahatlatmaya yönelik müdahale, diğerlerine baskı kuruyor ise yine sonuç hüsran olur. Çemberin içinde vâr olanlardan herhangi biri mutlu değil ise önünde sonunda bu diğerlerine de sirayet eder. Onun İçin gerçekçi çözüm, bütüncül/bütüne yönelik çözümdür.
   1 yıl kadar öncesinde rafta litresi 4-5 lira civarında alınan sütün bugün 9 liraya alınması ekonomik açıdan çok büyük bir sorundur. Bundan alıcı da satıcı da üretici de memnun değil ise bu daha büyük bir sorundur.
   Bu sorunun hızlı bir biçimde çözümü ise, siyasî iktidarın sorumluluğundadır. Bu çemberde yer alan her paydaşı rahatlatmak, siyasî iktidarın başlıca görevidir. Ancak bunu yaparken, zincirin başladığı ilk nokta olan üreticiyi öncelemek bir zorunluluktur. Üretici üretmez veya üretemez ise, çemberin geri kalanı anlamını yitirir. Üreticiyi koruyarak, gerekirse temsili rakamlardan öte sübvanse ve desteklerle teşvik ederek çarkın temellerinin sağlam şekilde oturmasını sağlamak gerekir.
   Üretimden tüketime, sokaktaki ekonominin her noktasında, ekonomiyi rahatlatacak ve somut/gerçekçi/uygulanabilir çözümler üretmek gerekmektedir. Bu konu geçiştirilecek ya da seyirci kalınacak bir konu değildir.
   Rahmetli Demirel’in dediği gibi... Tencere Partisinin götüremeyeceği siyasî iktidar yoktur...


Bu haber 232 defa okunmuştur


YORUMLAR (0 yorum)

ÜYE OLMADAN DA YORUM YAPABİLİRSİNİZ